Bakan Koca’dan personel alım açıklaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2019’da 29 bin 689 sağlık personeli alımı olacağını belirterek, “12 bin sağlık personelinin alımı, bugüne kadar olduğu şekliyle KPSS ile olacak. İkinci etabı ise yani 29 bin 689 sağlık personelin alımını tamamlayacak olan 17 bin 689 personeli de muhtemelen Eylül-Ekim’de ÖSYM’nin takvimine göre planlamış olacağız.” dedi.

Bakan Koca, CNN Türk’te Hakan Çelik’in sunduğu “Hafta Sonu” programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 2019’da 29 bin 689 sağlık personeli alımı olacağını belirten Koca, “Bunun ilk etabı olarak 6 bin 829 hemşire, bin ebe ve 3 bin sağlık memuru olmak üzere odyolog, psikolog, diyetisyen, fizik tedavi gibi alanlarda 12 bin personelin alımı için önümüzdeki ay ilana çıkılacak. Önümüzdeki ay olmasıyla ilgili bütün hazırlığımızı yaptık, kılavuz hazırlığımız bitti. ÖSYM’ye gönderdik.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili bütün çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Koca, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özellikle altını çizerek söylemek istiyorum, 12 bin personelin alımı da bugüne kadar olduğu şekliyle KPSS ile olacak. İkinci etabı ise, yani 29 bin 689 sağlık personeli alımını tamamlayacak olan 17 bin 689 personeli de muhtemelen Eylül-Ekim’de ÖSYM’nin takvimine göre planlamış olacağız. Personelin KPSS ile alımı konusundaki yöntem daha bir hakkaniyetli ve bu anlamda başarıyı endeksleyen bir yaklaşım tarzı olduğu için bunu devam ettirmek, en azından hakkaniyetli olma noktasında bu yöntemin daha doğru olduğunu düşünüyoruz.”

Koca, yardımcı sağlık personeliyle ilgili son dönem sayıca giderek artan ama nerede kimlerin çalışabilirliliğinin net olmadığını bildiklerini söyleyerek, “Bununla ilgili de diyaliz teknikerlerinin nerede-nasıl çalışması gerektiğiyle ilgili bir yönetmelik düzenlememiz oldu. Yani daha önce hemşirelerin özellikle sertifikayla devam ettirdikleri bu hizmetleri, diyaliz teknikerlerinin var olduğu bir süreçte öncelikle diyaliz teknikerlerinin çalışmasını belirten bir yönetmelik. Benzer şekilde diğer yardımcı sağlık personeli için de bu yönetmelik hazırlıkları yapılıyor. Ağırlıklı çalışanlarımızın özellikle mesleki olarak eğitim aldıkları alanla ilgili yerlerde çalışmasıyla ilgili yönetmelik çalışmalarımız da devam ediyor.” dedi.

  • “Bahar Projesi 4 ilde devreye girecek, 2023’e kadar 40 merkez olacak”

Sağlığın dijitalleşmesini önemsediklerini dile getiren Koca, e-nabız sistemini 11 milyon kişinin aktif olarak kullandığını ve sisteminin dijitalleşmeye verilen örnek anlamında İçişleri Bakanlığı ile birlikte yürütülen çalışma kapsamında “doğum bildirim sistemi” ile kimlik belgesinin ulaştırıldığı takdirde, devam eden çalışmaların yıl sonunda bütün Türkiye’de yürürlüğe gireceğini, bebeklerin kimliğinin evlerine teslim edileceğini belirtti.

Obezitenin de Sağlık Bakanlığı gündeminde önemli bir alana dahil olduğunu ayrıca obezitenin dünyanın en büyük ve tehlikeli bir sorunu olduğuna dikkati çeken Koca, “Çocukluk çağı döneminde 3’te 1’i obez veya fazla kilolu olduğunu biliyoruz ve birçok hastalığı tetikleyen unsur olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu anlamda obezite ile mücadeleyi çok önemsiyoruz. Hareketli yaşam noktasında son derece güçlü bir yaklaşım sergilemeye ve bununla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile de diyalog içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.

Koca, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay koordinatörlüğünde devam eden “Bağımlılıkla Mücadele Kurulu”nun, geçtiğimiz hafta gerçekleşen toplantısında önemli kararların alındığını söyleyerek, şunları kaydetti:

“Bağımlılıkla mücadelede, arındırma ve tedavi boyutuyla ortalama 30 gün hastalarımızı tedavi ediyoruz ama devamında bu hastalarımızın yeniden sosyal yaşamında, aynı ortamda tekrar tedaviye başladığını, bu oranın da önemli olduğunu ve başarının yüzde 25’lerde olduğunu biliyoruz. Biz özellikle yeni dönemde, dünyada da olduğu şekliyle tedavi sonrası rehabilitasyon dönemini son derece önemsiyoruz ve buna ‘Bahar Projesi’ dedik. Bunu özellikle yataklı kurumlarımızın sayısını da önümüzdeki dönemde artırarak, Erenköy’de başlattığımız ve şu an Tuzla’da devam eden 49 yataklı Bahar Projemizi de başlatmış olduk. Bağımlılıkla mücadelede, arınma ve tedavi sonrası rehabilitasyon döneminde Yeşilay ile yakın iş birliği içerisinde, bu hastalarımızı özellikle hem meslek edindirme, normal hayata kazandırma anlamında aileleriyle birlikte sosyalleşmelerini sağlayarak 6-9 ay merkezlerimizde rehabilite etmeyi planlıyoruz. Bu uygulamalarımızda hiçbir ücret almıyoruz. Önümüzdeki yıl, Bahar Projesi 4 ilde devreye girecek ve 2023’e kadar bu merkezlerimizin sayısını 40 merkeze kadar ulaştırmak istiyoruz.

Şehir Hastaneleri’nin devreye girmesiyle var olan eski hastanelerimizin bir kısmını yer yer Bahar Projesi için değerlendirmek istiyoruz. Bu anlamda yapılan çalışmalar doğrultusunda da daha hızlı bir Bahar Projelerinin devreye girişi söz konusu olacak. Yeşilay’ın da birlikte koordine ettiğimiz benzer çalışmaları var, bu anlamda merkez sayılarını 2023’e kalmadan erken dönemde tamamlamayı hedefliyoruz. (Bahar Projesi çalışması) Sayının artması, rehabilite edilmesi, meslek edindirme, ayrıca iş ortamı sağlıyor olmak. Erenköy’de başlayan ve İŞKUR ile birlikte 22 hastamızın 11’ini kendi hastanelerimiz ve kurumlarımızda iş imkanı sunduk, çalışmaya başladılar. Yani (Bahar Projesi) iş ortamını da düzenleyen, kapsamlı, bütüncül bir yaklaşım tarzı olacak.”

  • “Türkiye’yi sağlık üssü yapmak istiyoruz”

Organ nakli ile ilgili veriler aktaran Koca, “Avrupa’da organ nakli sayımız birinci sırada. 2017’de toplam 4 bin 902 iken, 2018’de 5 bin 600’e yakın organ nakli gerçekleşti. Dünyada canlıdan bağışın daha fazla yapıldığı ülke Türkiye. Yüzde 75’i canlıdan, yüzde 25’i kadavradan. Hedef her geçen gün kadavradan bağışın da artırılması olmalı. Çünkü şu an 26 bine yakın organ nakli için bekleyen hastamız var.” dedi.

Sağlık turizmini önemsediklerini ifade eden Koca, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz Türkiye’yi aynı zamanda sağlık üssü yapmak istiyoruz. Bunun için uluslararası hasta hizmetleri anonim şirketleri adı altında, dünyada örneği olmayan bir kamu şirketi oluşturuyoruz. Kamu adına çalışan bir şirketten bahsetmiyoruz. Kamunun dinamiklerini bir şekilde sağlık turizminde daha dinamik tutan bir yapı olsun istiyoruz. Hem özel sektörün, hem üniversitenin, hem kamunun potansiyelini uluslararası pazara pazarlayan güçlü bir merkez olsun istiyoruz.

Sağlık ateşelerinin de önemli gördüğümüz birçok ülkede olması yönünde bir karar aldık. Sağlık turizmi önemli, hem devletler hem de yarı kamu sigorta şirketleriyle ilişkilerimiz oluyor. Bu ilişkileri de götüren bir yapıyı oluşturmaktan yanayız. Dünyada sağlık turizminden pay alan ülkelerin yapmadığı, bizim yapmak istediğimiz, önemli ülkelerde ve şehirlerde tanı merkezleri açmak istiyoruz. Yani tomografi ve MR’ın olduğu özel sektöre açtığımız hastanın yerinde görülüp gerektiğinde burada tedavisi yapılan hastanın orada takip edildiği merkezler açmak için karar aldık.”

İlgili Yazılar

Leave a Comment