Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasının Memur Olmaya Etkisi Örnek Kararlar

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasının Memur Olmaya Etkisi Örnek Kararlar

Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. Maddesine göre süresi ne olursa olsun bazı suçlardan ve 1 yıldan fazla hapis cezası alınan kasıtlı suçlardan alınan mahkumiyet kararları, devlet memurluğuna engel teşkil etmektedir.Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarında memur kadrolarına atanmak isteyenler ilgili suçlarından dolayı ceza almış iseler memur olamamakta veya memurken kanun maddesinde sayılan suçlardan dolayı hüküm giyenler memurluktan çıkarılmaktadırlar.

657 sayılı kanunun 48. maddesinde sayılan suçlar açısından kamu kurum ve kuruluşlarının en fazla tereddüt yaşamış olduğu husus HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI kararlarında yaşanmaktadır.

Suç işlendiği ve mahkeme kararıyla sanığın suçluluğu sabit olduğu halde, başka bir ifadeyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun memuriyete girişteki genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinde memuriyete engel olarak belirlenmiş ve tek tek sayılmış olan suçlardan birinin işlenmiş olması veya bir yıldan uzun süreli mahkûmiyet hükmü verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumunda hak kaybı ve ehliyetsizliğin olmayacağı, memuriyete engel teşkil etmeyeceği söylenebilecek midir? Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının memuriyete etkisi ile ilgili ne Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde, ne de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Memur olarak çalışan bir kişinin işlemiş olduğu suç kanun maddesinde sayılan suçlardan olduğu halde mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanması kararı alınması halinde idareler nasıl bir yol izleyeceklerdir.

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının memuriyete etkisine ilişkin olarak Devlet Personel Başkanlığınca verilen bir görüşü ve çeşitli zamanlarda verilen Danıştay Başkanlığı Kararlarını yazımız ekinde yayımlıyoruz.

İlgili kararlardan da anlaşılacağı üzere 657 sayılı Kanunun 48. maddesinde sayılan suçları işlemiş olanlar ilgili suçlardan dolayı Hükmün Açıklanmasının geriye bırakılması kararı almış iseler işlemiş oldukları bu suçlar memuriyete girmede engel teşkil etmeyecektir.

Ancak burada idarelerce dikkat edilmesi gereken en önemli husus hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararlarının memuriyete girişte aranan şartları sağlama veya sonradan kaybetme hususunda dikkate alınması hususudur.

Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131/2. maddesinde : “Memurun Ceza Kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz” hükmü yer almaktadır.

Madde metninde de açıkça ifade edildiği gibi, disiplin soruşturması ile ceza kovuşturması birbirinden ayrı usul ve esaslara tabidir. Bu nedenle mahkemede işlemiş olduğu suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı alan bir memur, memur olmada aranan şartları kaybetmemiş olmakla birlikte işlemiş olduğu suçtan dolayı yapılan disiplin soruşturması sonucunda memurun  memurluktan atılmasında bir engel bulunmamaktadır.

Devlet Personel Başkanlığı Görüş (08/07/2013-9571)

ÖZET: Memur olarak görev yapan personelin ihaleye fesat karıştırma suçundan 10 ay hapis cezası ve cezanın infazından sonra işlemek üzere 5 ay süre ile memuriyetten yasaklanmasına, görevi kötüye kullanma suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezanın infazından sonra işlemek üzere 4 ay süre ile memuriyetten yasaklanmasına karar verildiği, ancak her iki karar için de “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildiğinden bahisle, ilgili hakkında verilen memuriyetten süreli olarak yasaklanma kararının nasıl değerlendirileceği ile adı geçenin memuriyetine son verilip verilemeyeceği hususlarında……………

………………Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; adı geçenin işlemiş olduğu suçların 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesi kapsamında memuriyete engel bir suç niteliğinde olduğu; ancak 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesi uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na karar verildiğinden bu durumun memuriyete engel teşkil etmediği; bu kapsamda ilgilinin memuriyet görevine son verilmesinin mümkün bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Bilgilerinizi rica ederim

Danıştay 12. Dairesi Esas No : 2014/752 Karar No : 2015/8682

…………. PTT Memurları Müteselsil Kefalet Yönetmeliğinin 40. maddesinde de aynı konu düzenlenmiş, kefalete bağlı görevlerde çalışan personelden teftiş ve soruşturma sonucunda zimmet veya ihtilaslarıanlaşılanların PTT Memur ve Hizmetleri Yönetmeliğinde yazılı hükümlere tabi olacakları, belirtilen nedenlerle işten çıkartılanlara açıkta kaldıkları süre içinde herhangi bir ücret verilmeyeceği, suçları mahkemece sabit görüldüğü takdirde, ihtilas şeklinde zimmet suçu işleyenlerin, zimmete geçirilen para, menkul kıymet ve ayniyatı verseler dahi idarede herhangi bir göreve alınmayacakları belirtilmiştir………………

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ”Hükmün Açıklanması ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” başlıklı 231. maddesi ile, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl (2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, uzlaşmaya ilişkin hükümlerin saklı olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade ettiği düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, yaptırılan soruşturma sonucunda zimmet veya ihtilasları anlaşılanlar hakkında, görevden uzaklaştırma niteliğinde bir önlem olan hizmetten çıkarma kararının uygulanacağı, yapılan yargılama sonucunda beraat edenler ile Kefalet Kanununun 6. maddesinde değinilen ihtilasen zimmet ya da 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7/1-c maddesinde sayılan ve işe alınmaya engel oluşturan diğer suçlardan mahkum olmayanların görevlerine iade edileceği, ihtilasen zimmet ile 7. maddede sayılan işe alınmaya engel suçlardan mahkum olanların ise bir daha göreve dönemeyecekleri açıktır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının, davalı idare emrinde memur pozisyonunda görev yapmakta iken zimmetine para geçirdiğinden bahisle 2489 sayılı Kefalet Kanununun 6. maddesi ile PTT Personeli Müteselsil Kefalet Sandığı Yönetmeliğinin 38. maddesi uyarınca 13.2.2001 günlü, 31 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile hizmetten çıkarıldığı;………………………….

………….Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.6.2009 günlü, E:2009/1, K:2009/302 sayılı kararla 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; bilahare hakkında herhangi bir mahkumiyet hükmü bulunduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürülerek 1.5.2012 günlü dilekçe ile göreve başlatılması istemiyle idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan davayı açtığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, 2489 sayılı Kefalet Kanununun 6. maddesi ile PTT Personeli Müteselsil Kefalet Sandığı Yönetmeliğinin 38. maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak hizmetten çıkarılmış yani görevinden uzaklaştırılmış olan davacının; davalı idareye yaptığı başvuru, açıktan atanması istemini içermeyip, hizmetten çıkarılması (görevinden uzaklaştırılması) tedbirine son verilerek görevine başlatılması istemini içerdiğinden, Mahkemece, 5271 sayılı Kanunun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığı hususu da göz önünde bulundurularak, davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, talebin açıktan atamaya ilişkin olduğu kabulünden hareketle davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Danıştay 12. Dairesinin 12.2.2013 tarihli ve E:2010/1591, K:2013/439 sayılı Kararı.

……….Olayda, 657 sayılı Yasa’nın 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca tesis edilecek işlemlerin tamamen ceza yargılamasının sonucuna bağlı olması ve işlem tarihinde davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunması nedeniyle dava konusu hukuka uygun olarak tesis edilmiş ise de, söz konusu işlemin yargısal anlamda kesinleşmesi öncesinde davacının ceza yargısındaki kesinleşen mahkûmiyet hükmünün sonradan verilen ek karar ile açıklanmasının geri bırakılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca söz konusu mahkûmiyet hükmü davacı hakkında hukukî bir sonuç doğurmayacağından davacı lehine gerçekleşen bu gelişme dikkate alınacak ve davacının görevine son verilemeyecektir.

Danıştay  Birinci Daire Esas No: 2009/221  Karar No: 2009/535

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesi ile doldurulmuştur.
5271 sayılı Ceza Mahakemesi Kanununun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinin konumuzla ilgili görülen hükümleri aşağıya çıkarılmıştır:
Madde 231-(5) “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder”
Madde 231- (10) “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldınlarak, davanın düşmesi kararı verilir.”
Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yüklenen suçtan dolayı kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmekte, denetim süresinin koşulları uygun olarak geçirilmesi durumunda da açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kalkmakta ye ceza davası düşmektedir. Bir başka anlatımla, kişinin sanıklık durumu devam etmekte ve hakkındaki mahkumiyet karan hiç açıklanmaksızın denetim süresi sonunda ceza davası ortadan kalkmaktadır.

İlgili Yazılar

Leave a Comment